DUYURULAR ----  SÖYLEŞİ bölümümüzün konukları TAMER AYGÜN , LEVENT GÖZEN, MEHMET ARIKOK ve JAK BOENO ... Artık yayında, mutlaka okumalısınız... İÇİMİZDEN sayfasında gönderdiğiniz özgeçmişlerle yeni güncellemelerimiz devam ediyor...

 

MEHMET ARIKOK

 

 

Bir çoğumuz sizi internet sayesinde tanıyoruz, ancak yinede kısaca kendinizden bahseder misiniz ?

1 Nisan 1978’te Ankara’da doğdum. Babamın uslanmaz bir av tutkunu olusu beni de tabii çok geçmeden bu güzel sporla tanıştırdı. Çocukluğum boyunca av sohbetleri, kampçılık ve balıkçılık hiç eksik olmadı. Yazları denizde zıpkınla balık avlayan babamın sırtında 6 yaşımda kendi palet - gözlüğümle, onu izlediğimi ve dalmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Sanırım maviliklere bakmak da o zamandan gelen bir tutku. Hem ürkerdim hem de gözlerimi alamazdım derinliklerden.

Daha sonralar tabii okulla beraber devam eden bir süreç başladı. Yazları dalış, kışları hafta sonu kara avcılığı ve diğer sporlar. Orta okul sırasında atıcılık girdi hayatıma, ve üniversitenin ilk yıllarına kadar skeet dalında yarıştım. 4 sene genç milli olarak ülkemizi temsil ettim. Daha sonrasında üniversite zamanlarında serbest dalış biraz daha ağırlık kazandı ve okullar biter bitmez bende her Türk genci gibi askerliğe gittim.

Sonrasında yurtdışında çalışmaya, yasamaya başladım ve benim istediğim gerek dalış temposu o zaman başladı. Hem işimin, hem yaşadığım yerin çok müsait olması bana neredeyse haftanın 5 günü dalma fırsatı verdi. Tabii birde kendim gibi bir dalış partneri bulmuş olmamda sanırım en büyük şansımdı. Neredeyse 3 sene boyunca çok keyifli dalışlar yaptık. Geçtiğimiz Haziran ayında ise kesin dönüş yaptım Türkiye'ye. O zamandan bu yana da vaktim el verdikçe hazırlamaya çalıştığım ufak proje üzerinde uğraşıyorum.

Sizce bir sualtı avcısı olarak kendinizi geliştirmek adına uygulayacağımız metotlar neler olmalıdır ?

Esasini isterseniz, sualtı avcılığının en iyi antrenmanı daha çok dalmak, daha çok avlanmak. Avlanma içgüdüsü siz avınızın doğasını ne kadar tanırsanız o kadar gelişen bir olgu. Bizim disiplinimizde de bu ancak daha çok suya girmekle oluyor. Kondisyonunuzun iyi olması tabi iki her zaman sizin için bir avantaj; ancak avınızı tanımak, doğasını anlamak her zaman için çok daha on planda. Balığı bulamazsanız, av da yapamazsanız sonuç olarak.

Ben genel olarak sağlıklı yasamaya dikkat ediyorum. Özellikle yoğun dalış zamanlarında hafif beslenmeye ve uyku düzenime çok dikkat ediyorum. Vücudu bir bütün olarak düşünmek lazım. Siz herseyinizle güzel bir trofe yakalamak isterken beslenmeniz, içtikleriniz, uyku düzeniniz, kısacası rutininiz sizi çok etkiliyor. Sporumuz tehlikeli bir disiplin, genel olarak sağlıklı olmanız dalış sırasında da güvenliğinizi etkiliyor.

Kendinize örnek aldığınız ustalar mutlaka vardır ? Kimi örnek aldığınızı ve nedenini sorabilir miyiz ?

Örnek aldığım bir çok usta var aslini isterseniz. Spordaki azmi ve materyal konusunda getirdiği yeniliklerle Giorgio Dapiran tartışmasız benim de ekollerimden. Günümüzde hala en radikal fikirler ve malzemeler kendisinden çıkıyor ve 63 yaşına gelmesine rağmen izlerken dudağımızı ısırtıyor gerçekten kendisi. Umarım daha uzun yıllar hepimizin gözlerini şenlendirmeye devam eder.

Ayrıca yakin dostum Victor Abellan’da ava yaklaşım konusunda örnek aldıklarımdan. Avın doğasını tanımak ve hareketlerini yorumlamak konusunda kendisiyle çok keyifli sohbetlerimiz oluyor her zaman. “Avcinin etik ve doğayla uyumlu olması” inanın sadece Victor ve benim ilkemiz değil, bir çok usta sualtı avcısının da vazgeçilmezi. Siz doğaya bakarsanız, o da karşılında sizi ödüllendiriyor.

Belli süreler yurtdışında yaşamış bir avcı olarak Türkiye ve yurtdışında ki avcılar arasındaki farkları anlatabilir misiniz ?

Aslına bakarsanız avcı sanırım dünyanın her yerinde ayni. Hepimiz daha büyük ve daha zor balıklar arıyoruz. Hırslar her zaman on planda ve ne kadar temel kurallar anlatılıyor veya topluluklarda irdeleniyorsa da maalesef onlar da her sene bir suru dalgıçlarını kaybediyor.

Yabancı avcılarının bir çoğu kurallar konusunda çok daha hassas. Örneğin şamandıra taşımak bir zorunluluksa suda şamandırasız tek bir dalgıç göremiyorsunuz, tabii yasaklı türler konusunda da bu bilinç biraz daha yüksek. Her sualtı avcısının federasyona kayıt yaptırması, ayni zamanda kendi bölgelerinin de avlanma lisansını alması gerekiyor. Dolayısıyla hükümetin, kuralları en azından bir kere bu isin meraklılarına okutmaya fırsatı oluyor.  

Peki ayni soruyu av farkları olarak sorarsak cevabınız ne olurdu ?

Benim yurtdışı dalışlarımın ağırlıklı bölümünü İspanya kıyıları ve bir İngiliz sömürgesi olan Cebelitarık oluşturuyor. Cebelitarık boğazı hepimizin bildiği gibi Akdeniz’le Atlantik Okyanusu’nun birleştiği yer, doğal bir kapı gerçekten. Ancak tur zenginliğinin bolluğuna karsın bir o kadar da ağır dalış şartları veriyor insana. Saatte 9 deniz miliyle akan akıntıları, iyi bir günde 5-6m olan görüş mesafesi, Ağustos ayında 14C olan suyu ve genel olarak derin suyu seven balıklarıyla gerçekten çetin koşulları olan bir bölge.

Balıklar burada nasıl davranıyorlarsa orada da aynılar ama tabii daha çok ve bölgelere göre yoğun. Koşullara alışıp, şartları değerlendirdiğiniz zaman güzel avlar hep yapılabiliyor ama bir akıntı tablosu edinmeniz şart!

Amatör avcı ruhu ile avlamaktan en çok zevk aldığınız balık hangisidir ?

Benim en sevdiğim balık tartışmasız sinarit. Turu içindeki bütün balıklardan daha güçlü, kurnaz ve agresif. Yakaladığım her sinarit gerçekten benim için de her seferinde ayni heyecanı tetikliyor.

Kış mevsimi ile balıkların derine çekildiği bilinir, ancak yaz balıklarını da  hala avlanmaya devam ediyorsunuz. Mevsimsel bir olay mı yoksa balıkların hareketlerinin doğru incelenmesi bu sonuçta etkilimi ?

Aslına bakarsanız iki faktör de devrede. Yazın suru karakteri ve davranışı gösteren balıklar kisin daha ferdi ve umursamaz tavırlara bürünüyorlar ve tabii nispeten daha sıcak kalan derin sulara iniyorlar. Ancak mekanları zaten derin taslar olan balıklar yazları da nispeten serin sularda oldukları için, kıs olgusundan çok da fazla etkilenmiyorlar.

Sunu da belirtmeden geçemeyeceğim, her dalışımda bir yaz balığıyla dönemiyorum. Biraz inat ve balığı aramak gerekiyor gerçekten kış sezonunda.

Keşke vursaydım deyip vuramadığız avlar mutlaka vardır ? Bunları paylaşabilir misiniz ?

Olmaz mi!! Daha büyüğü gelecek diyerek atmadığım sinaritler, fangriler hep aksamları rüyalarımda! Büyük balık aramanın en zor tarafı maalesef önceden gelen nispeten ufak olanlara atmamaktan geçiyor. Beni en çok üzense vurulup da kaçanlar. 2005 Mayıs’ında Ibiza’da Victor izlerken vurduğum bir sinarit hala aklımda isterseniz onu anlatmaya calisiyim.

10 günlük dalış gezimizin 5. gününde en sonunda açıkta olan bir bankoya dalma fırsatı yakalamıştık. Akıntıya ve tabii ki dalgaya çok acık olan meraya, bölgenin yerlisi olan Victor Abellan bile senede 5 kereden fazla dalamadığını söylemişti ve inanılmaz büyüklüklerdeki çupraları ve sinaritleri ilk günden beri anlatıp duruyordu. Sabah dalışlarını başka bölgelere yaptıktan sonra öğle suyuyla beraber biz de meşhur derin bankonun tepesinde yerimizi almıştık. Teknede sevgili arkadaşım Shane suda ise Victor ve ben. Elimizden geldiğince güvenliği yüksek tutmak için gerçekten derin olan meraya değişken ağırlıkla dalış yapıp sürekli birimiz güvenlik dalgıcı olarak diğerimizi izleyecekti. Şamandıraları ayarladık, tekne yani basımızda yerini aldı ve ilk dalış için Victor maviliklere daldı. Yukarı çıkarken eliyle “inanılmaz!” der gibi bir hareket yaparak yüzeye geldi ve sinaritlerden bahsetti. Dediğine göre 40 parçaya yakin bir sürü aşağıya varmadan etrafını sarmıştı ama sonrasında bir turlu yaklaşmamışlardı. Sıra bana geldi tabii. Victor’un “Aman Memor iyi yerinden vur” tembihinden sonra uzunca bir gevşeme sureciyle beraber, bu kez ben indim aşağıya.

Kerteriz alacak bir yer olmadığı için bankonun tepesini ıskalamış ve derine inen yamacına inebilmiştim. Aşağıda 1kg civarı bir çupra önümdeki 400gramlik iki tane sargoza bakıp tam “Bu muymuş Victor senin tas?” derken, kafamın üzerinden balon gibi bir sinarit geçti. Arkamda duran sürüye yavaşça dondum ve inanın hayatımda gördüğüm en büyük sinaritlerle o uzun bakışma başladı. Önden gelen ufaklar (4-5kg) iştah aça dursun arkadaki dinozorlar apayrı bir ihtişamla yavaş yavaş donuyorlardı. Derken içlerinden biri ayrıldı. Biçimsiz bir acıdan yapabildim atisi ve ancak lateral çizgisinin 2 parmak üstünden vurabildim. Tam ben güzel derken, ne olduysa oldu ve o canim balık sisi de tasların arasına takarak bir takla attı ve sırtında orta boy bir sinarit genişliğinde bir yırtıkla maviliklerin arasında kayboldu...

İste bu da aklımda kalan hazin bir anı.

Yaptığımız sporun tehlikeleri göz önüne alındığında derin dalışlar yapan bir avcı olarak önerileriniz nelerdir ?

Önerim okumak. Lütfen elinizden geldiği kadar bu isle ilgili yayın ve yazıları okumaya calisin. Sualtı avcılığı gerçekten öğrenme eğrisi çok hızlı yükselen bir spor. Bu ise başlayan bir avcının fiziksel yetenekleri bir sure için çok hızlı gelişiyor ve bu hızlı gelişme bir çoğumuza “en iyi benim, en yetenekli benim” hissi veriyor. Çabuk gelişen adaptasyon ve bununla büyüyen ego maalesef en büyük tehlike. Bu iste, her sene 1m gelişmeliyim, bu sene 1dakika dip zamanı seneye 1.15 gibi bir standart yok. Her insanin yapısı kendi standartlarını belirliyor. Temel nefeslenme kurallarını öğrendikten sonra, dip zamanlarına ve bunun için gereken yüzey zamanlarına uymak bence Sart.

Benim kendi uyguladığım kural, dip zamanımın tam 2 kati yüzey zamanı bırakmak. Bir başka değişle eğer 2dk lik bir dalış yapıyorsam en az 4dk bir sonraki dalıştan önce dinleniyorum.

Son olarak Mehmet Arıkok'un gelecek planları nelerdir ? Kaliteli bir Türk av videosu beklemekte hakli miyiz?

Gelecek planları içinde kesinlikle bir seri sualtı filmi var. Hayalim 4 denizimizde de film çekebilmek. Umarım 2007 yazında ilk defa güzel birseller anlatan, video klipten ziyade birazda sualtını, avcılığı ve minik tüyoları anlatan bir filmi bitirmek istiyorum. Çok değerli arkadaşlarım bu projede gerçekten büyük destek veriyorlar ve umarım hep beraber güzel balıklarla dolu bir film yapacağız. Denizlerimiz gerçekten çok güzel, kullandığımız çekim ekipmanlarda en iyi filmlerde kullanılanlardan. Gerçekten güzel bir film’le gelmemek için hiç bir sebep yok.

Sevgili Mehmet Arıkok, bu içten ve samimi söyleşi için tüm okurlarımız adına teşekkür ediyor, başarılı dalış ve avlarının devamını ayrıca aklındaki projeler için de bol şans diliyoruz.

Rasgele

 

 
Copyright© 2007, _SUALTIAVI.COM_. All rights reserved.
www.sualtiavi.com