DUYURULAR ----  SÖYLEŞİ bölümümüzün konukları TAMER AYGÜN , LEVENT GÖZEN, MEHMET ARIKOK ve JAK BOENO ... Artık yayında, mutlaka okumalısınız... İÇİMİZDEN sayfasında gönderdiğiniz özgeçmişlerle yeni güncellemelerimiz devam ediyor...

JAK BOENO

 

Kendinizi kısaca tanıtmanızı rica etsek ?

Kısa bir tanıtım için, daha önce yazmış olduğum otobiyografiden bir kaç satır alıntı yapabilirim. 15 Ekim 1955 tarihinde, elli sene önce, İstanbul Şişli’de doğup, Bebek’e taşınıyorum. Halen orada oturmaktayım. İlkokulu bu semtte bitirip Saint Benoit Fransız Lisesi’ne giriyorum. Liseyi bitirdikten sonra bugün Marmara Üniversitesi olan o tarihteki İ.T.İ.A. da, iktisat okuyorum. Askerliği önce Sivas Temeltepe 48. piyade alayında, daha sonra Ağrı Patnos 34. piyade alayında kısa dönem çavuşu olarak 8 ay yapıyorum. Söylemem lazım sıkı ama keyifli askerlik oldu. Sürgün yeri olduğu için özellikle eğitim ortalaması yüksekti.

Sonra iş hayatı, karımla tanışıyoruz, evleniyoruz, çocuk yapıyoruz. Kızımız Sera, Robert College’ da iyi bir talebe.

1969 senesinin yaz başında, oldukça avangard bir insan olan rahmetli babam, “bu oğlanın biraz gezip dünyayı tanıması lazım” diyerek, rahmetli annemin diken diken olmuş saçlarına aldırmadan beni, Karaköy Limanı’ndan, Samsun gemisine güverte bileti ile atmasıyla yepyeni bir yaşam tarzı açılıyor önümde, gitarımı, mızıkamı bir de boyunluğumu alıyorum elime, sırtımda çanta, son durak Barcelona’da iniyorum gemiden. O seneden sonra her yaz, okul kapanır kapanmaz 108 dolar öğrenci dövizi ile kendimi sınırın dışında bir yerlerde buldum. Nerelere gitmedim ki. Kuzey Afrika’dan İskandinav ülkelerine, yeni dünyadan, Avrupa’nın en içlerine, kıyı kıyı, şehir şehir dağ dağ gezdim. Lübnan sınırında üç ay bir kampta eğitim görüp çalıştım. Kızılderili arkadaşlarım oldu. Askere gidene kadar her yaz ve her fırsatta seyahat ettim. Sonra iş hayatı.

Hoş bir hatunla tanıştım. Maceraperest, bohem, iyi sevgili, iyi avcı, iyi ahçı, sonra, iyi dost, iyi eş, iyi anne oldu. Dört sene seyahatlere beraber devam ettik. 91 senesinde Sera doğdu. Kuzey kutbuna giderken üç, Portekiz’de altı, Ümit Burnu’nda yedi yaşında ve hep yanımızda idi. Halen çalışıyoruz, seyahat ediyoruz, okuyoruz, müzik yapıyoruz ve tabii ki avlanıyoruz. Saroz’ da bir evimiz var. Çok önemli bir mani yoksa senenin elli haftası gidiyoruz. Deniz ve dağlar bizi yaşama bağlıyor. Okullar açılıp da etraf tenhalaşınca bizim zamanımız başlıyor. Gündüzleri tuzlu, ıslak ve heyecanlı, akşamları, balıklı, rakılı, müzikli, ateş başında geçiyor. Beş on yıl sonrasında, beş yüz senedir yaşadığım şu şehri terk edip oralara yerleşmek umudu var. Allah kısmet ederse...

Sualtı Avcılığı eserinizi yazma ihtiyacını neden hissettiniz ?

Deniz her yönüyle yaşamım da oldu. Galatasaray’ da uzun yıllar yüzdüm. Spor yapmanın yanısıra avcılık dürtüsünün çok küçük yaşlarda ortaya çıkması, karada olduğu kadar denizin hem üstünde hem altında balık peşinde koşmama neden olmuştur. Avcılık yapıyorsanız üstelik su altında avlanıyorsanız, bu işi kuralları ile yapmalısınız. Su altı avcılığı, teorinin pratikle birebir örtüştüğü bir kaç aktiviteden biridir ve çok zor bir avlanma şeklidir. Hataların bedeli bazen yaşamınızla ödenir. Bu işi çok uzun yıllar severek yaptıktan sonra epey şey biriktirdiğimi farkettim. İlk forumlarda ve dergide paylaştığım bir kaç bilginin ne kadar çabuk ve hevesle alındığını hayretle gördüm, bu işe hevesli ancak bilgiye ulaşmakta sıkıntı çeken yüzlerce hevesli insan olduğunu farkettim. Öğrendiklerimizi kendimize saklamasının bencilce bir davranış olduğunu düşünüyorum. Deneyimlerimi, öğrendiklerimi, okuduklarımı kısaca su altı avcılığı ile ilgili her şeyi, kolay anlaşılır bir dille yazma fikri bir dostumun beni gayrete getirmesi ile ortaya çıktı. Yazmak pek zor olmadı ancak, tüm yazılanları baskıya hazırlamak çok uğraştırdı beni. İşten sonra sabahlara kadar klavye başında bir kaç zor ay geçirdim. Bugün iyi bir şey yapmış olduğumu farkediyorum. Bu uğurda yaşamını yitirmiş insanların olması son derece üzücü, ancak belki de bu bilgiler sayesinde riske atılmamış yaşamlar da vardır.

Tabiri caizse bu isin kitabını yazmış biri olarak ne kadar bilinçli bir avcisiniz ?

Bu konuda inanın kesinlikle risk almam. Üstelik bir aile sahibi iseniz, hırslarınız uğruna, size bağlı olanları, sizi sevenleri üzmeye hakkınız olamaz. Hiç bir konudaki hırsınız yaşamınızdan daha değerli değildir. Her zaman iki kişi avlanırım. Bu işi disiplin haline getirmek için bazen tek tüfekle gireriz.Partnerimin en az benim kadar iyi kondisyonda olmasına dikkat ederim. Fizyolojik veya psikolojik açıdan iyi hissetmiyorsam kesinlikle suya girmem. Ava çıkmadan önce, mera, hava ve deniz durumu gibi konularda  muhakkak çok iyi gözlem yaparım. 

Peki yeni bir kitap projeniz var mi ?

Daha kapsamlı, ileri avcılık ve balık türlerine göre detaylı avlanma tekniklerini de içinde bulabileceğiniz aynı çizgide kolay anlaşılır yeni bir kitap yazma planlarım var. Zamanını henüz bilemiyorum.

Bu spor sadece erkeklere mi mahsus ?

Kesinlikle hayır, öncelikle eşim olmak üzere bir kaç iyi avcı hanım tanıyorum. Doğru malzeme edinebilen herkes su altı avcılığı yapabilir. Şartlanmalarımızı bir kenara bırakıp biraz da cesaret ilale edersek bu iş olur.

Ülkemizde çok yaygın olarak yapılan kaçak ve kural dışı avcılık hakkındaki düşünceleriniz nedir ?

Ne yazık ki bu güzel ülkenin geleceğini heba etmek uğruna kural dışı yapılan çok fazla şey var. Bütün mesele hayata geçirilebilecek ve uygulanırlığı olan bir denetim sistemini kurmakla alakalıdır. İşin kuralı gayet basittir. rantıo ortadan kaldırırsanız bu işe son verirsiniz, en azından çok çok aza indirgersiniz. Bu konuda Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü ile Ankara’ da yaptığımız toplantıda önerilerimi dile getirdim. Öncelikle koruma altında olan türlerin çok net belirlenmesi gerekir. Sonra, türlerin üreme zamanlarının doğru teşhis edilmesi lazım. Bu verilerle ortaya çıkacak avlanma yasaklarını uygulamak kolaydır. Avı yasak deniz ürününü, vitrininde gördüğünüz restoranı veya tezgahı kaparsınız olur biter. Bunun uygulanabilmesi için fahri müfettişlik sistemi önerdim. Bu konuyu inceliyorlar ancak hiç ümitli değilim. Çok fazla rant var ve kimse bu işe çomak sokmaya cesaret edemeyecek. Değerlerimizi yavaş yavaş yitirmeye devam edeceğiz.

Amatör avcı ruhu ile avlamaktan en çok zevk aldığınız balık hangisidir ?

Sinarit ve çipura avını seviyorum, ancak büyük balık peşinde olmak bambaşka bir heyecan. Bu nedenle akya öncelikli benim için.

Bize cok sık yöneltilen bir soru da mera seçimi. Aktif bir avcı olarak mera seçiminde nelere dikkat edersiniz ?

Mera seçimi önemli bir konu. Genelde yapılan hata meraya göre av seçmek oluyor. Suya girmeyi hedefleyip fazla incelemeden ortalama bir malzeme ile girdiğiniz meradan boş çıkma ihtimaliniz her zaman daha fazladır. Halbuki ava göre mera seçmek gerekir. Öncelikle mevsime ve hatta aylara göre avınızı belirleyin. Muhakkak hava tahmin raporlarını inceleyin. Günümüzde bu bilgilere ulaşmak çok kolaylaştı. Seçeceğiniz yerin haritası bulunsun elinizin altında ve bu bilgiler ışığında en önemlisi rüzgarın durumuna göre seçin meranızı. Bir örnek vermek isterim. Levrek için uygun zamanda isek, sığ suda avlanacağız demektir. Seçtiğiniz mera, av günü rüzgar alıyorsa oraya kadar boşuna gider suya giremeden dönersiniz. Bütün bu bilgilere internetten ulaşmak mümkün.

Sualtında daha sessiz olmak için nelere dikkat etmeliyiz ?

Su altı avcılığının üç ana kuralı var. “Sakin olmak, daha sakin olmak, çok daha sakin olmak.”

Başarabilmenin altın kuralı ise, daha giyinme aşamasında iken bile ağır hareket etmektir. Yapacağınız her fazladan ve gereksiz hareket sizi yoracak, etrafınızda istenmeyen titreşimler yaratacaktır. Yavaş giyinin, suya yavaş girin ve ava başlamadan en az beş dakika satıhta hareket etmeden kalın. Bunun çok avantajları vardır. Öncelikle balıklar sudaki ses ve titreşimlere çok duyarlıdırlar. İstemeseniz de varlığınızdan haberdar olurlar, ancak herşeyi tamamlayıp suya girdikten sonra geçireceğiniz hareketsiz beş dakika onları tekrar sakinleştirecektir. Malzemenize dikkat edin. Kötü veya yanlış seçilmiş malzeme sizi rahatsız eder. Dikkatinizi dağıtır ve en önemelisi gereksiz yere hareket edip gürültü çıkarmanıza neden olur. Suya uyum gösterin. Kendinizi bir balık gibi düşünün ve dhareketlerinizi dışarıdan bir üçüncü gözle görmeye çalışın.

Denizlerimizdeki balık türlerinin çoğalmasını sağlayacak çalışmalar yapmak mümkün müdür ?

Kaybedilmiş türler için yapacak fazla şey yok ancak mevcut türlerin en azından varlıklarını muhafaza etmek mümkün. Ticari balıkçılıkla uğraşanların doğru tesis edilmiş avlanma yasaklarına harfiyen uymalarını sağlamak lazım. Denizde kontrol ve yaptırım için çok daha fazla ünite gerekiyor. Bu da daha fazla harcama demektir. Denizin her mil karesine bir sg birimi koyarsanız iki yıl içinde balıktan geçilmez. Bunlar ne yazık ki hayal şimdilik. 

Geriye vicdanımız ve yurtseverliğimiz kalıyor. Hepsi bu.

Son olarak Jak Boeno'nun gelecekteki hedefleri nelerdir ? 

Konu su altı avcılığı ise, küçük bir adım attığımı, minik bir meşale yaktığımı düşünüyorum. Bugün, bu adımı ileri götürmek için amatörce ve iyiniyetle çalışan arkadaşlar oluştu. Bu iş kısa vedeli değil, çok daha iyiye gideceğini biliyorum. Dürüst, ülkesini seven ve cesaretli insanlar sayesinde iyi şeyler de oluyor bu memlekette. Herkes gibi benim de kısa vedeli hedeflerim var tabi ki. Bir yaştan sonra, dostlarınızı seçme ve zamanınızı istediğiniz gibi harcama lüksüne sahip hissediyorsunuz kendinizi.

Bilgi paylaşımına ve yapıcı her girişime destek vermeye devam edeceğim.

Değerli yorumlarıyla ve samimi paylaşımlarıyla söyleşimize katılan sayın Jak Boeno'ya, tüm okuyucularımız adına sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

 

 
Copyright© 2007, _SUALTIAVI.COM_. All rights reserved.
www.sualtiavi.com